Çalışmalar » Makaleler

CENEVRE ZIRVESI VE KAPALI MARAŞ

Cenevre Zirvesi ve Kapalı Maraş

05 Temmuz 2011, 20:21
 
Cenevre Zirvesi ve Kapalı Maraş
M.Mutlu İbili
37. yıldönümünü kutlamaya hazırlandığımız Kıbrıs Barış Harekatının başlangıcı olan 20 Temmuz günü Kıbrıs 'ta görkemli bir kutlama merasimleri yapılma hazırlıkları son noktasına geldi. Bu sene her geçen seneden daha farklı bir kutlama yapılması beklenmekte. Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz Mart ayında Kuzey Kıbrıs ta 2 defa yapılan "Varoluş" adındaki mitinglerde Türkiye 'ye ve askerine, yönetimine yönelik çok çirkin pankartlar yazılmış ve sadece ellerindeki dövizlerle Türkiye'yi adeta İşgalcilikle suçlayan ama her şekilde Türkiye'nin haksız olduğunu savunan, hemen ve derhal adadan çekilmesini isteyen kişilerin "Şov" una sahne olmuştu. Bu kişilerin kim oldukları nasıl ve nereden oraya getirildikleri artık bilinen bir gerçek olmuştur. Fakat birincisinden bir kaç gün sonra ikincisi tekrarlanan mitingde durum farklıydı. Halk sağduyusu öne çıkmıştı. Binalara asılan Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Bayrakları Yavru vatan ve Anavatanın birbirinden ayrılamaz bir parça olduğu göstermişti. Zaten bunu Guinness rekorlar kitabına giren En büyük bayrak olarak Beşparmak Dağlarının üzerine resmedilmiş hem Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Bayrakları sadece Güney Kıbrıs tan değil Uydulardan bile görülebilmekte ve resmedilmektedir. 1963- 74 arasında Kıbrıslı Türklerin hayatlarındaki o kayıp seneler göz önüne alındığında bir daha o kötü günlerin olmayacağını garanti eden bir bayraktır o dağdaki aslında. Bayrağın altında Gazi Mustafa Kemal Atatürk ün çok özel bir sözü de vardır. " Ne Mutlu Türküm Diyene" .
Kıbrıs'ın "Çözümü" için bu güne kadar sayısız konferanslar verildi. Toplantılar yapıldı. İki taraf liderleri ve temsilcileri sadece Kıbrıs ta değil, Avrupa' da İngiltere, İsviçre vs.. Amerika' da Birleşmiş Milletler nezdinde ve Washington' da defalarca bir araya geldiler. Bu arada bir çok devlet başkanları görevlerini bir sonraki gelen liderlere teslim ettiler ancak Adayı bir "Çözüm" e kavuşturamadılar.

Birkaç gün sonra yapılacak Cenevre Görüşmeleri için Güney Kıbrıs ve Kuzey Kıbrıs Liderleri son olarak 7 Temmuz tarihinde Cenevre de Kıbrıs konusunda masaya oturacak. Bu görüşmeler 1968 tarihinde başlamıştı ve aradan geçen 43 senede bir sonuca ulaşılamadı. Temennimiz ve beklentimiz bu sefer muayyen bir sonuca yani 'Çözüm' e kavuşturulmasıdır. Çünkü KKTC(Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) Cumhurbaşkanı Sayın Derviş Eroğlu bey ve Türkiye Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan Bey in Cenevre ye gitmeden önce yaptıkları görüşme sonrasında Sayın Eroğlu Bayrak Radyo Televizyonuna verdiği demeçte : " Kesinlikle şunu söyleyebilirim ki izlediğimiz politika Türkiye politikasıyla tamamen örtüşmektedir." demiştir. Aslında Cenevre'den lehimize bir şeyler almadan çözüme kavuşmanın bir gereğinin olmadığını O da bilmektedir.

Bir kaç gün evvel Güney Kıbrıs basınının gazetelerinde Sayın Recep Tayyip Erdoğan Bey'in 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekatı Bayramında Kıbrıs'ı ziyarete geleceğini ve bu ziyaret esnasında, İkinci Barış Harekatı sonunda yerleşim ve iskana kapatılmış halk arasında 'Hayalet Şehir' , 'Kapalı Maraş' olarak bilinen bölgeyi de ziyaret edeceği varsayımları yazılmıştır. Maraş çevresinde bakımsızlıktan dolayı yetişen otların sırf Türkiye Başbakanının yapacağı bu ziyaret için temizlendiğini iddia etmektedirler. Hatta daha da ileri giderek Maraş bölgesinin Birleşmiş Milletler Kontrolünde Güney Kıbrıs ta yaşayan Rumlara bırakılabileceğini teklif edebileceğini yazmışlardır. Bu bile onlara yeterli gelmiyor aslında. Onların istedikleri Maraş', Güzelyurt'u veya tüm adayı Türkiye'nin derhal terk etmesi 1961 deki anayasaya bağlı kalınması yeniden Rumlar ile Türklerin ortak yaşam alanına geri dönülmesi.. Ne kadar oldu bittiye getirilmeyi öngören yanlı bir istek. sanki 63 deki 'Kanlı Noel' katliamını, Türk ırkından oldukları için birlikte yaşadıkları vatandaşlarını evlerinden, işlerinden kovup geri dönmesinler diye evlerinin yağmalanması bunun sonucunda Türklerin kuzeydeki yerlerde Türkiye Kızılay'ının verdiği çadırlarda ilkel yaşam sürdürmelerine sanki başkaları neden oldu?.. bu dışlanmışlık 63 den başlayıp ta ki 74 senesine kadar devam etti. Gökten geldi sanki Ayvasıl köyü, Muratağa Köyü, Sandallar Köyü katliamlarının direktifleri.. Ya o emirleri uygulayanlar görünmez adamlar mıydı?.. Onlar mı kestiler insanların uzuvlarını da elbiseleriyle toplu mezarlara gömdüler?... 1975 senesinden itibaren Kıbrıs Türk Federe Devleti ilan edildikten sonra Özellikle Amerika da oluşturulan Rum Lobileri Birçok dış güçlerin desteği ile güçlenip Kıbrıs Türkleri ve Türkiye Cumhuriyetini çeşitli ambargolara tabi tuttular. Büyüklerimiz hatırlar çok geçmedi zaten...

İkinci Barış harekatı da 1974 senesinde gene Cenevre Görüşmeleri sonrasında başlamıştır. Dönemin Yetkilileri Birinci Barış harekatı sonrasında Rumların istediklerini kabul etmedikleri için görüşmeler çıkmaza girmiştir. Çünkü adaya çıkarma yapılmasının gerek olmadığı Türkiye nin askeri ile geri çekilmesini ve Ada nın eski haline geri gelmesini teklif etmişlerdir.Nihai bir ikna ve gelişme olmadığı için dönemin Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Turan Güneş Bey, kızının adının geçtiği parola ile Türkiye ye mesaj iletmiştir. " Ayşe tatile çıksın.." işte bu parola ile halen adada olan Türk Silahlı Kuvvetleri askerleri bulundukları Lefkoşa ve Girne'den yola devam ederek doğu istikametine yol almışlar ve Mağusa yı teslim almak için tüm güçleri ile oraya varmışlardır. 13 Ağustos günü başlayan ikinci harekat 14 Ağustos günü şiddetli çarpışmalara sahne olmuştur. Bir Liman kenti olan Mağusa aslında kale ile korunmaktadır. Mağusa nın İngilizler tarafından telaffuzu 'Famagusta ' denmesinin nedeni 'kumda saklı ' manasındadır. Eski dönemlerde Arapların akınlarından korunmak için inşa edilen bu kale günümüzde de Mağusa da hala ihtişamını devam ettirmektedir. 20 Temmuz dan itibaren yani birinci barış harekatı başladığından itibaren Mağusa ve çevresinde yaşayan Türkler Kaleiçi ne sığınmışlar. Kadın, Çoluk Çocuk ,Yaşlı genç kim varsa 'hayatta kalabilmek için' nöbetleşe mevzi almışlar ve ellerindeki yetersiz silah ile mağusa yı savunmaya çalışmışlardır. Hatta hayatta kalmak için liman daki çöplüklere gelen kargaları bile yiyerek hayatta kalmışlardır. o nedenledir ki Mağusa'lılara günümüzde de 'karga' lakabı verilmiş kent eşsiz mücadele örneği ile düşmediği için de 'gazi' unvanını alarak 'Gazi Mağusa ' olarak bilinmektedir.

Gazi Magusa nın hemen yanında olan eşsiz kumsalı ile oteller cenneti diye tabir edilen dönemin 'Beyrut'u denen Maraş Bölgesi vardır. Güney Kıbrıslı Rumlar oraya kendi dillerince 'Ammohostu' demektedirler İngilizler ise ' Varosi' demişlerdir. Türkler ise 'Maraş' demiştir. Zaten Kıbrıs ın doğu sahili Salamiş Antik kenti ile başlar aşağı doğru Gazi Mağusa Kent Merkezi , ve Maraş ile devam eder. Sayın Recep Tayyip Erdoğan Bey 'in Maraş ı ziyaret edeceği konusu hala açıklık kazanmamış yani elimize böyle bir bilgi gelmemiştir. Osmanlı Vakıf Arazileri üzerine kurulan Maraş semti İngiliz yönetim zamanında tapu kayıtları oynanarak Dünyanın zengin otel baronlarına satışa çıkarılmış ve dönemin (74 den evvel) orta doğu da siyasi çalkantılar ve İsrail in bombalamaları yüzünden değerini yitirmiş Beyrut a alternatif olarak kurulmuştur. ancak 1974 senesinden sonra günümüze kadar hayat durdurulmuş. o anki ihtişamı ile kalmıştır....

8.01.2012